İslam Tarihinde Astroloji ve Astronomi

İslam Tarihinde Astroloji ve Astronomi
İslam aleminde bilimsel çalışmaların öncülüğünü astroloji ve buna bağlı olarak astronomi yapmıştır. Müslümanların astronomi ve astrolojiyle ilgili çalışmalara başlamaları, öncelikle, günün vakitleri ve kıbleyi belirleme ihtiyacından doğmuştur (Sitemizde astronomik hesaplarla oluşturulan namaz saatleri hesaplayıcısı ve kıble yönü belirleyicisi bulunmaktadır. Daha fazla bilgi için tıklayın).

Böylece astronomiyle ilgili çalışmalara ilk önce Hint ve İran kaynaklarını incelemekle başlarlar. Daha sonra Grek eserlerden faydalanmaya başladıkları görülür. Hint, Grek, İran astronom ve astrologlarının hemen bütün eserlerini inceleyip bilgilerine sahip olurlar. Bunların aracılığı ile şüphesiz Eski Mısır ve Babil astronomi geleneklerinden de haberdar oldular. Çünkü, astroloji, insanlık tarihinin başlangıcı kadar eskidir ve hemen bütün kültürlerde karşımıza çıkmaktadır.

Müslümanların yaptıkları bütün bu çalışmalarının sonucunda, ilk ciddi ve bilimsel Arapça eserlerin astronomi ve astroloji alanında ortaya çıkması son derece doğaldır. Astronomi ve astrolojiyle ilgili yapılan bu yoğun çalışmalar, matematik, coğrafya, fizik, kimya ve tıp alanındaki gelişmelere büyük katkılar sağlayacaktır. Zaten bu çalışmaların başlamasıyla birlikte zamanın bütün Avrupasını etkileyecek bilimsel keşiflerde bulundukları bilinmektedir.

Rönesans döneminde ortaya çıkan bir çok keşfin temelinde İslam alimlerinin çalışmaları ve buluşları gizlidir.

Müslüman astronomların, matematiğin astronomiye uygulanışında geliştirdikleri yeni metodlar, hem matematik hem de astronomiye kesin boyutlar kazandırmıştır. Örneğin, müslümanlar, kirişler hesabı yerine trigonometriyi ve sinüsler hesabını kullanmış, böylece gezgenlerin hareketiyle ilgili hesaplama tekniklerinde daha önce ulaşılanın çok ötesinde bir mükemmelliğe erişmişlerdir.

Astronomiyle birlikte gelişen astroloji bu dönemde neredeyse birbirinin içine girmiş durumdadır. Hatta astroloji, matematik, fizik, kimya, tıp ve insanı konu alan hemen bütün ilimlerle içiçe bulunmaktadır.

Bunun nedeni, İslam felsefesinin içinde gizlidir. Çünkü, insan, bütün varoluşu kendi içinde özetleyen bir mikrokozmos yani küçük alemdir, varoluşun sembolüdür. Bu nedenle varlığı kavramanın anahtarı insandır. Bütün bunlardan dolayı da çok önemli astronomi risalesine iliştirilmiş astrolojik bölümler vardır. Ve, insanın yeryüzü hayatı ile göksel etkiler arasındaki karşılıklı ilişkiye ayrılmıştır. Astrolojinin bir sistem ve disiplin olarak ilk kez ortaya çıkışı, Batlamyus dönemindeki Mısır ve özellikle Kahire'de yapılan çalışmalardır.

Ancak, İslam astrolojisinin kaynağını oluşturan Grek ve Hint astroloji eserleri, İslam alimlerine ışık tutmakla birlikte, müslüman astrologlar bu eserlerin sunduklarından çok daha fazla bilgi birikimine ulaşırlar.

Üstelik, müslüman alimlerin kendilerinden önce yapılmış olan çalışmaların çok daha üzerinde, kesin yöntemler geliştirdikleri, ortaya koydukları eserlerden anlaşılmaktadır. Örneğin; Nasireddin Tusi'nin yazdığı, bir astronomi şaheseri olan "Astronomi Teskeresi" adlı eserinde, Batlamyusçu gezegen modelinin eksikliklerini şiddetle eleştirir. Ve daha sonra kendi ismiyle anılacak modeli yaratır. "Tusi-couple" Bu model, tek-biçimli dairevi hareketlerin bir terkibi olup itiraz edilmez niteliktedir.

Dini otoritelerin, astrolojinin gelecekten haber verdiği düşüncesiyle oluşturdukları muhalefete rağmen bu ilim yüzyıllar boyu İslam medeniyetinin her köşesinde uygulanmış, zamanın ünlü müslüman alimleri tarafından ciddi incelemeler yapılmıştır.

Üstelik, zamanın hükümdarlarının astrolojiye özel ilgi duymalarını, bu ilmin ilerlemesi için bir avantaj olarak değerlendiren alimlerin arasında Gazneli Mahmut için hizmet veren Biruni ve Hülagu için de Nasireddin Tusi bulunmaktadır.

Astroloji, bir taraftan gök ile yerin izdivacı üzerine temellendirilmiş olan astrolojik sembolizm ve yeryüzündeki olayları belirlemede kozmik realitenin meleki yönünü inceleyen bir disiplin olarak belirir. Bunun sonucunda İslam metafizik ve kozmolojisinin organik bir tarafı haline gelir. Ve, İbn Sina, Sühreverdi ve hatta Eş'ari kelamcısı Fahreddin Razi gibi birbirinden farklı şahsiyetlerin eserlerinde kendini gösterir.

Astrolojinin gelecekteki olayları bilme teşebbüsü, İslam'ın ilahi iradeye atfettiği mutlak kudret arasında açıkça görülen farklılıklara rağmen, İslam batıniliğinin belirli yönleri ile bütünleşmesinin nedeni, astrolojinin yapısındaki kozmolojik sembolizmdir.

İslam tarihi boyunca özellikle kelamcılar ve fakihler astrolojiye karşı olmayı sürdürmüşler ancak, aynı ısrarla ünlü astronomlar ve büyük alimler arasında astroloji gelişmeye devam etmiştir. Ancak, astrolojinin dayandığı metafizik temeller zamanla kaybedilince bu sanat, kelimenin gerçek anlamıyla ne yazık ki hurafeye dönüşmüştür.

Bir zamanların en gözde ilmi olan ve daha sonra kaybolan astroloji, şimdi yeniden araştırılmaya başlanmıştır.
Yazar:  | Eklenme:  | Son Güncelleme: