Astroloji Nedir, Ne Değildir

Astroloji Nedir, Ne Değildir
Astroloji konusunda belki şu ya da bu şekilde bir fikir sahibisiniz. Belki de bir arama motorundan ulaştığınız bu sayfalar hakkında henüz hiçbir fikriniz yok. Her ne olursa olsun, bu yazıyı okuduktan sonra astroloji ile ilgili eskisinden daha farklı bir bakış açısına sahip olacağınızı düşünüyorum.

Geriye doğru dönüp baktığımda astroloji ile ilk tanıştığım günlerden bu yana 27 yıldan daha uzun bir zaman geçtiğini görüyorum. Astroloji ile uzun yıllar boyunca ciddi bir araştırmacı olarak ilgilendim. Bilgisayar mühendisliğinde yüksek lisans yaptığım 1988'de Astroloji yazılımları geliştirdim. 1999 yılında kurduğum Yorumcu.com sayesinde bilgi ve çalışmalarımı büyük kitlelere aktarma imkanı buldum.

Bana göre astroloji, yaşadığımız olayların nedenlerine açıklama getirmekten çok hayattaki asıl amacımızı anlamamıza ve kavramamıza yardımcı olur. Ayrıca astrolojik incelemelerde bulunmak, bize başımıza gelenler için suçlayacak herhangi bir dış etken vermek yerine, içinde bulunduğumuz durumda ne yapmamız gerektiğine dair sezgisel bilgiler sunar. Bence astroloji ancak şu şekilde değerlendirildiğinde gerçekten amacına ulaşmış olur: insanın gezegensel hareketleri algılayışıyla yaşadığı olaylara anlam vermesi arasında bir uyum ve ilişki vardır ve bu ilişkiyi herkes farklı şekilde anlayıp kavrar.

Bir yapıda çeşitli kalıplar arayıp onları bulduğumuzda, konuyla alakasız olduklarını düşünerek aramadıklarımızı göz ardı ederiz. Aslında bunun nedeni gerçekten de konuyla alakasız olmalarıdır. Uzak yıldızlarla kendi benliğimiz arasında kişisel bir ilişki kurma çabamızın altında geçmişten beri (binlerce yıllık insanlık tarihi boyunca) birikmiş efsanevi manalar yatar. Bu manalar gökyüzünde yıldızlar arasında meydana gelen olayların gözlemlenmesinin yanı sıra Güneş'in, Ay'ın mevsimsel hareketleriyle zaman zaman gerçekleştirdikleri tutulmaların tekrar tekrar gözlemlenmesiyle ilişkilendirilir.

Çok eski zamanlarda, henüz televizyon evlerimize girmemişken insanlar yüksek tepelere oturur birbirlerine yıldızları işaret eder, onların neden gökyüzüne bu şekilde yerleştirildiğine dair hikayeler uydururlardı. Elbette bütün bu hikayeler aslında insanların gerçek yaşamda karşılaştıkları olayların birer yansımasıydı ve göklere yansıtılan bu kişisel deneyimler eninde sonunda onları yaşayanlara geri döndüğünde sanki gökler tarafından da onaylanmış gibi algılanırdı. Örneğin, bildiğim bütün kültürlerde haftanın günlerine gezegenlerin gökyüzündeki hareketlerine göre isim verilmiştir ve bütün takvimler Güneş'in ve Ay'ın birbirlerinden farklı yörüngelerini ortak bir noktada buluşturmanın yollarını arar.

Astrolojiyi bir dil olarak düşünürsek, onun özgün bir psikoloji dili olduğunu da kabul edebiliriz. Diğer bir deyişle, astrolojiyi insan doğasını tanımlayan, açıklayan bir dil ve hatta insan doğasının hiç bitmeyen gözlemlerinden etkilenerek geliştirdiği sürekli geribildirim mekanizmasıyla kendi oluşturduğu bir dil olarak görebiliriz. Nasıl bir şiiri şekillendiren en önemli şey yazıldığı dilse, astroloji de bugüne kadar tanımladığı ve açıkladığı ruhları, zihinleri şekillendiriyor olabilir.

Dolayısıyla, gökyüzünde meydana gelen olaylarla dünyada yaşadığımız olaylar arasında objektif bir etyolojik uygunluk yoktur. Gökyüzünde meydana gelen ve algıladığımız olaylarla dünyada yaşadığımız olaylar arasında kendi sınırlı insan doğamızla farkında olmadan teleolojik bir ilişki kurarız. Bu şekilde yaşamlarımızda meydana gelen her şeye anlamlı bir amaç bulmak isteriz.

Düğüm eksenleri (nodal axes) gibi genel prensiplerin araştırmaya değer teorik yönleri vardır. Fakat ben yıllardır ilgimi bu işin özellikle teknik uygulama ve insanlara pratik olarak yararlı boyutuna yoğunlaştırmaya çalıştım. Birçok astrolog doğum haritalarına hala terapi niteliğinde iyileştirici bir yaklaşımdan çok, teşhis ve tanıya yönelik bir yaklaşım gösteriyor. Teşhis (bana göre) henüz çözümlenmemiş bir durumu kavramlaştırır ve ona bir isim verir. Terapi ise çözümlenmemiş meseleyi bir çözüme ulaştırmanın yollarını arayıp bulmayı amaçlar.

Bugün astrolojiden yararlanmayı çok kısa sözlü anlatımla sınırlı tutmayı tercih ediyorum. Diğer bir deyişle, karşımdaki kişi astrolojiyle ilgili kişisel bir deneyiminden bahsetmediği sürece astrolojiden özel olarak yararlanmamaya çalışıyorum. Böyle bir durumla karşılaşırsam karşımdakinin deneyimini, bir rüyanın anlamını araştırır gibi araştırırım. Yani onu yaşayan kişi için yaşadığı şekliyle ne anlam ifade ettiğini, nasıl bir önemi olduğunu bulmaya çalışırım.

Kaderde yazılanın sadece akıl yoluyla önceden bilinebileceği ve açığa çıkarılabileceği şeklindeki akademik inanç hatalıdır. Bunun yerine ben kaderin sadece olayları gerçek zamanda kendi akışına bırakmakla (ve onlara iştirak etmekle), onları meydana geldikleri anda dikkatlice gözlemlemekle açığa çıkarılabileceğine, açıklanabileceğine inanırım. Kader (bana göre) rüyalarımız ve kendimizi içinde bulduğumuz dünya arasında kaçınılmaz olarak ortaya çıkan diyalog süresince oluşan hikayedir.

Rüyalarımız ve hayallerimiz gerçek yaşamda sahnelenirken değişirler. Tıpkı gerçek dünyanın hayallerimiz ve düşlerimiz tarafından değiştirildiği gibi.
Yazar:  | Eklenme:  | Son Güncelleme: