Astrolojinin Tarihine Genel Bir Bakış

Astrolojinin Tarihine Genel Bir Bakış
Binlerce yıl önceki insan hayatını hayal etmeye çalışın. Elektrik yok, petrol yok, ya da bizim bugün sahip olduğumuz bakış açıları, algı düzeyi, yaşam görüşleri yok.

Isı ve ışık için Güneş'e bağımlıydık ve her gece gizemli bir biçimde gözden kaybolduktan sonra her sabah yeniden belirmesini beklerdik.

Güneş gözden kaybolup ışığını ve sıcaklığını alıp götürdükten sonra çoğu gece Ay hemen hemen aynı görüntüyü bize sağlar. Ay'sız bir gece şüphesiz çok karanlık geçecektir. Oysa Dolunay'ın gökyüzünde parladığı geceler nispeten daha aydınlıktır.

Eğer hala ısı/ışık için Güneş'e, gece görüşü için de Ay'a bağımlı olsaydık Hayatımızda Güneş ve Ay'la ilişkilendirilen değişiklikler ve faaliyetler çok daha belirgin ve önemli olacaktı.

Belli bir sure sonra Ay'ın dönüşü daha gözle görülür hale geldi ve hakkında daha kesin bilgilere ulaşıldı. Yeniay, İlk Dördün, Dolunay, Son Dördün ve sonra yine Yeniay. Bu sistemi bulan kim olursa olsun, muhtemelen diğer gök cisimlerinin de aynı döngüyü takip edip etmediğini öğrenmek istemiştir.

“En geniş tabiriyle, astroloji üç gelişim evresinden geçmiştir: ilk evrede gezegensel konumlar/hareketler yeryüzünde meydana gelen olaylarla ilişkilendirilmiştir; ikinci evrede Zodyak kullanılmıştır ve üçüncü evrede kişisel doğum haritaları ortaya çıkmıştır.”

Gezegenlerin hareketlerinin takibi süresince astronomlar/astrologlar (17. Yüzyılın sonlarına kadar bu iki alan birbirinden ayrı kabul edilmiyordu) tarafından bazı kayıtlar tutulmuştur. Sonunda gezegenlerin konumlarının yeryüzünde yaşanan olaylarla alakası olduğu keşfedildi. Böylelikle astroloji doğmuş oldu!

Elbette yüzlerce yıl önceki astrolojiyle günümüzdeki astroloji aynı değil. Bir dizi gelişim ve düzeltme sürecinden geçtikten sonra şimdiki haline kavuştu. En geniş tabiriyle, astroloji üç gelişim evresinden geçmiştir: ilk evrede gezegensel konumlar/hareketler yeryüzünde meydana gelen olaylarla ilişkilendirilmiştir; ikinci evrede Zodyak kullanılmıştır ve üçüncü evrede kişisel doğum haritaları ortaya çıkmıştır.

Birinci Evre: Başlangıç
Astrolojinin bilinen en eski uygulaması, batı astrolojinin kaynağı Mezopotamya bölgesinde Sümer Medeniyeti (M.Ö. 3000) dönemine dayanır. Bu döneme Eski Babil dönemi de denir. Bu dönemde yıldızlar ve gezegenler gözlemlenmiştir fakat evler ve Burçlar Kuşağı (Zodyak) kullanılmamıştır.

Elimizde bulunan en eski astrolojik belge “Namar-Beli” adlı eserdir. Kral I. Sargon için hazırlanmış bir çivi yazısı tablet (M.Ö. Üçüncü milenyumun sonu).

İkinci Evre: Zodyak'a Hoş geldiniz!
Gezegenlerin birbirlerine göre hareketlerinin gözlemlendiği Birinci Evreden sonra yaklaşık M.Ö. 630'dan 450'ye kadar olan dönemde astronomlar/astrologlar ekliptiği her biri 30'ar derecelik on iki bölüme ayırmışlardır. Bu sistemin son Babilliler tarafından geliştirildiği düşünülmektedir.

Üçüncü Evre
Astrolojik gelişimin bu evresinde kişisel doğum haritaları kullanılmaya başlanmıştır. Profesyonel olarak kayda geçirilmiş en eski doğum haritası 29 Nisan M.Ö. 410 tarihinde yazılmış olan bir çivi yazısı tablettir. Bu döneme kadar hayatta kalabilmiş horoskoplarda kayıtlı Zodyak posizyonları Batı astrolojisinde kullanılan tropikal (mevsimlere bağlı) astrolojiden ziyade sideral (yıldızlarla ilgili) astrolojiye yakındır.
Yazar:  | Eklenme:  | Son Güncelleme: